...DELI...
Kapıyı çektim usulca uyanmayasın diye. Yüzünde o tatlı gülümseme, uyandırmaya kıyamadım yine sabah yürüyüşüne, gerçi sen de gelmezsin hiç be. Bu sabah hava ne kadar hoş, hafiften esiyor meltem; denizden alıyor endamını, selamlıyor karayı tüm nezaketiyle.
Yürüyorum dar kaldırımlı taş yollarda, ama kaldırımlarda değil bilakis yolun ortasında. Günün en çok bu saatini severim bilirsin, her şey bana ait bu saatlerde; yollar, deniz, hava ve hatta martılar bile benim oluyorlar bu vakitte. Her adım atışımda yaşam var bu yerde, şimdi burnuma taze ekmek kokusu geldi, geçiyorum meşhur fırının önünden, nasıl da canım çekti aslında, ama bugün sana kahvaltı benden yatağında.
Sonunda gördüm işte o güzel maviliği, üzeri hafif dalgalı. Utanmadan cilve yapıyor bir de bana, bilmiyorki görmez bu gözler senden başkasını. Yürüyorum kordon boyunca, deniz hanımda eşlik ediyorlar bana. Biraz oturacağım şimdi ilerdeki bankta. Az sonra balıkçılar başlar birer birer açılmaya, onlarda olmasa nasıl yeriz o leziz mi leziz deniz çıpralarını.
Oh be dünya varmış, biraz dinleneyim şurada, bugün biraz fazla yürüdüm galiba. Birazdan dönerim, uyandığında yanında olup günaydın öpücüğünü kondurmak isterim dudaklarına. İşte martılarım geçiyor yanımdan, evet evet benim martılarım bunlar, hergün bu saatlerde benim olurlar, sonra özgürlüklerini veririm onlara. Dur bak hele, kimler geliyor şuradan, yaramaz bir martı kaçmış aradan. Pek de şeker bir şey, konmasına izin verdim yamacıma, başladık biraz konuşmaya.
Hayda işte bu da o her zamanki delilerden, bunların insanı da bir, hayvanı da. Başladı yine aynı hikaye; neymiş efendim yatmıyormuşsun aslında sen şimdi oracıkta. Uzaklardaymışsın hem de çok uzakta. Bırakıp beni gideli çok olmuş, arayıp sormamışsın asla. He bir de demez mi; zaten seni hiç sevmedi, bırak artık bu deliliği.
0 Yorum varmış, neymiş::
Yorum Gönder